Online Bağış
      

Biz Büyük Bir Aileyiz

Online Bağış
   

Son Günlerde Yaşanan Elim Olaylarla İlgili Kamuoyuna Duyuru

Dünya tarihinin kara lekelerinden biri olan “çocuk istismarını” bugün bir kez daha lanetliyoruz. Savunmasız çocuklarımıza yaşatılanlar, temel insani değerlerini yitirmemiş herkesin yüreğini acıtmaktadır. Taciz, tecavüz, ensest, şiddet gibi tüm istismar çeşitleri; çocuğun ruh dünyasında tarifi imkânsız yaralar açmakta, biyolojik, psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimini tamamlamasına ve potansiyelini gerçekleştirmesine engel olmakla kalmayıp geleceğini çalmaktadır. Çocuk ihmal ve istismarının giderek arttığı son yıllarda çocukluk çağı, adeta bir travma çağı haline getirilmektedir.

Tüm iletişim kanallarında akla zarar rakamlarla ifade edilen çocuk istismarı ve tecavüzler, maalesef iki savunmasız yavrunun da hayatını kaybetmesi dolayısıyla en acı şekilde ülkenin gündeminde bomba tesiri oluşturmuştur. Elbette böyle tefessüh etmiş, canavar ruhlu kimseler için İDAM istemekteyiz. Fakat her şey bu kadar ile kalmamalıdır çünkü böyle vahim olaylara karşı sadece sosyal medya üzerinden bağırıp çağırarak, idam isteyerek tepki vermek ancak saman alevi gibi geçici bir tesir uyandıracaktır.

Yıllardır, ülkenin her yerinde korkunç sayılara ulaşan istismar olaylarına karşı bencilce ve bilinçdışı bir altyapı harekete geçerek, vicdanımızı rahatlatan ve birkaç gün sonra günlük yaşantımıza tesir etmeyen bir mekanizmanın işlediğini görmeliyiz artık. Değişim için önce toplum olarak bizlerin bir şeyler yapması, aktifleşmesi gerekmektedir. Bunun için de ilk adım bilinçlenmek olmalıdır.Alan ile ilgili bilmediğimiz çok şey olduğundan, ne yazık ki neresinden tutsak elimizde kalmaktadır. Örneğin çocukların fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılması hakkında Darknet üzerinden yapılan röportajlar sayesinde, sadece bu fotoğraflarla tatmin olan pedofililerin olduğu saptanmıştır. Fakat pek çok ebeveyn bu durumdan habersizdir.

Bilmediğimiz bir başka konu, istismarcıların sadece erkek olamayacağıdır. NIMH ve UNİCEF verilerine göre neredeyse erkek istismarcı kadar kadın istismarcı da bulunmaktadır. Yine hiç konuşulmayan bir diğer konu ise, çocuğun çocuğa istismarıdır. Burada her iki çocuğu da korumak adına yapılması gerekenler vardır.

Ayrıca konuyu, toplumda “erkek düşmanlığı” algısı oluşturacak şekilde ayrıştırıcı bir dil kullanarak; aile içi ilişkiler, akraba, komşu, arkadaş ilişkilerinin tamamını bir korku hikâyesine dönüştürmek, sürekli yalnızlaşan ve güven algısını kaybetmiş bir toplum oluşmasına sebep olacaktır. Böyle bir toplumda sağlıklı nesiller yetişemeyeceği için yeni bir kısır döngü ile karşı karşıya kalınacaktır.

Çocuk istismarı konusunda “bir arpa boyu yol” gidemediğimizin en önemli göstergesi, medyadaki dildir! İstismara dair tüm adli tıp rapor detayını vermek de bir tür pornografidir. Keşke bu gibi olayların gündemde ayrıntılı şekilde ve çokça tutulması, önlemeye ve bilinçlenmeye yol açsa. Maalesef konuya ait detayların tekrar tekrar verilmesi, bu hastalıklı canilerin haz almasına ve hatta toplumsal travmaya neden olmaktadır. Bu bataklığı kurutmada önleyici tedbirler kapsamında aile içi eğitim çok önemlidir.

Kadim medeniyetimizin asil ve tertemiz değerleri, reklamlardan tutun şarkı sözlerine, dizilere, çizgi filmlere ve oyuncaklara kadar pek çok kanaldan erozyona uğratılmıştır. Bu durumda mahremiyet, namus, şeref, haysiyet, dürüstlük kavramları; mahalle baskısı ambalajı içinde toplumdan kovulması gereken özgürlük düşmanı kavramlar olarak belleklerimize ve çocuklarımızın belleklerine kazınırken, istismar ve tecavüzlerle ne kadar etkin mücadele edebiliriz?

İslam hukukunda; toplumda yerleşmesi şart olan canı, malı, nesli, aklı ve dini korumak ilkesine matuf çalışmalar, bir bütünlük içinde yapılmalıdır. Aksi durumda mahremiyet, kişilerin özel alanları, konusunda aileler bilinçlenmedikçe ve alt mesajlarla bireylerden başlayarak toplumun insani değerleri aşındıkça bizler maalesef daha birçok masum canın canavarca yok edilişine seyirci olmak zorunda kalacağız. Bundan sonra, daha fazla masumun canına kastedilmese de tecavüzler yüzünden ruhunun paramparça edilmesi sonucu canileşerek kurban pozisyonundan zalim pozisyonuna, oradan da idam sehpalarına yürüyüşlerine seyirci olmaya devam edeceğiz.

Son söz olarak diyoruz ki; cana kasteden caniler mutlaka misliyle cezasını bulsun. Fakat cezai yaptırımların sorunu çözmeyeceği de unutulmasın. Toplumumuz cani üreten dinamiklere karşı uyanarak, kendi öz değerleri ile bilinçlensin ve batı dünyasının yıkıntı toplumlarına benzemeden yeni bir bilinçlenme süreciyle özüne dönsün. Bireyden kurumlara, bakanlıklara kadar herkesin oluşturacağı bu farkındalığa bağlı tutumlar çözümün kalıcı olmasını sağlayacaktır.

Hayatını kaybeden çocuklarımızın yaşayamadıkları gelecekler, kuramadıkları hayaller, oynayamadıkları oyunlar hepimizin yarasıdır. Bizi böyle yaralayanların cezasız kalmaması için bütün kurumların hassasiyet göstereceğine inanıyor, ailelere başsağlığı diliyoruz.

 

Mutlu Yuva Derneği

İletişim Bilgilerimiz